Ne zaman Bruce Sprinsteen’in adı geçse, bir zaman, şimdi hatırlamadığım bir yerde okuduğum şu laf geliyor aklıma: Springsteen Amerika’nın İbrahim Tatlıses’idir.
İşin müzikal değerlendirmesi ayrı bir mesele ama başka bir yerine aklım takılıyor. Kapitalizmin özgürce at koşturduğu toprakların insanları kahramanlarına “The Boss” (patron) diyor, bizimkinin lakabı “İmparator”, imparatorluk geçmişimizden geliyor olsa gerek böyle takıntılar. Söz konusu olan güç ve iktidar atfetmek olunca monarşik ve aristokratik ünvanlara dönüyoruz; Amerikalılar da kendi meşreplerince en tepede oturan adamın adıyla çağırıyorlar kahramanlarını, “patron”.
Bu meselenin bir başka tuhaf tarafı daha var. Sprinsteen’in lakabı gerçeklere dayanıyor. Kariyerinin erken evrelerinde sağda solda sahneye çıkıp, para kazanmaya çalıştığı küçük bir grubu var Patron’un; akşam iş bitince paraları o toplayıp grup elemanlarına paylaştırıyor. Patronluğu üstlendiği o günlerden kalan, uzunca bir zaman pek de hoşlanmadığı lakabı bu yüzden yapışıp kalıyor üzerine.
İyi de, biz İbrahim Tatlıses’in ne imparatorluğunu gördük de bu ismi verdik kendisine? Bilen varsa bana da anlatsın.
Not: Şirketlerinden oluşan imparatorluksa lakabın sebebi, niye ona da patron demiyoruz?